Bir Ailenin Hayatta Kalma Mücadelesi ve Karakterler
Filmin ana karakterlerini iş arayan ve daha önce inşaat sektöründe düzenli bir işi bulunan ancak kriz sonrasında işsiz kalmış Ricky ve evlere bakım hizmetine giderek uzun saatler çalışan eşi Abby oluşturuyor. İki çocukları olan karakterlerin, Sebastian isimli büyük oğulları ağır bir ergenlik sürecinden geçerken yasa dışı işlere kalkışıyor ve ailesi okul tarafından sürekli aranıyor. Küçük kızları Liza ise evin çoğu işini üstlenmiş, sorumluluk bilinci yüksek olmak zorunda kalmış ve evi idare etmeyen çalışan bir karakter olarak karşımıza çıkıyor.
“Kendi İşinin Patronu Ol” Vaadi ve İlk Adım
Film siyah bir ekran ile başlıyor. Karakteri görmeden konuşmaları duyuyoruz. Sahne açılmadan karakterin bir iş başvurusunda olduğunu anlıyoruz. Ana karakterimiz Ricky, bir görüşme yaparken görünüyor. Başvuru yaptığı iş “PDF” isimli bir kargo taşımacılığı ve teslimat şirketi. Diyaloglar oldukça açık ve filmin amacını belirten cinsten.
Ricky kendisini anlatmaya başlıyor: -Her işi yaptım. Yapı işi, çukur kazma, döşeme, marangozluk… Ama her zaman arkada seni izleyen biri hep vardır. Kendimin patronu olmak istedim. Bu yüzden bu işe başvuru yapıyorum. Filmin en can alıcı diyaloğu burada devreye girmiş oluyor. “Kendi işinin patronu olmak, kendi hesabına çalışmak.”

İşe Alım Değil, “Sisteme Dahil Olma”: Güvencesizliğin Dili
Devamında diyalog kurduğu kişinin cümleleri ise bize filmin ana temasında neler ile karşılaşacağımızı özetliyor. İlk izlenimde patron imajı veren ancak daha sonra depoda gördüğümüzde, depo sorumlusu ya da şef olduğunu anlayacağımız kişi devreye giriyor:
Seni işe almıyoruz, sen bize katılıyorsun. Bizim için değil bizle çalışıyorsun. Bizim için araç kullanmıyorsun, müşteriye hizmet ediyorsun. İşe alım sözleşmesi yok, performans hedefleri yok, maaş yok ama ücret var. Mesai saati yok sadece müsait olacaksın. Bize katılınca markamızla kendi dağıtım şirketini kurmuş olacaksın. Kendi kaderini kendin belirleyeceksin. Kendi dağıtım aracını mı getireceksin yoksa bizden mi kiralayacaksın? Hepsi senin seçimin. Ricky ilk kararsızlığını burada yaşamaya başlıyor. Kendi işinin patronu olmak ve bayilik almak, daha sonra ise işini kurmak fikirlerinin hepsi ona cazip geliyor. İlerleyen sahnelerde göreceğimiz üzere ailesiyle birlikte bir ev satın alma hayali bulunuyor. Bunun için iki yıl gibi kısa bir sürede bu işten yeterli parayı kazanacağına inanıyor.
Gig Ekonomi ve Esnek Sömürünün Tarihsel Dönüşümü
2009 yılında ABD’de uygulamaya geçen Uber ile teslimat sektöründe bir değişim rüzgârı başlıyor. “Gig çalışma” adı altında işçi ve patron ilişkinin yerini, kendi işinin sahibi olma ve kendine çalışma gibi söylemler alıyor. Parça başı çalışma güvencesiz koşulları, esneklik ise mesai saatleri belli olmayan ve her an işe hazır olmayı gerektiren bir emek sömürüsünü yaratıyor. Tarihsel olarak kazanılmış olan işçi hakları, platform şirketler[8] neticesinde sekteye uğruyor. Sosyal güvence ve asgari ücretten yoksun olan bu değişmiş ve dönüşmüş gig çalışması[9], patronların lehine olan sözleşmeler ile sağlamlaştırılıyor. Performansa dayalı sistemler de bir maaş yerine ücret uygulaması devreye giriyor, işçiler “iş ortağı, partnerler” gibi tanımlamalar ile kimliksizleştiriliyor. Çalıştıkları esnada oluşan her türlü olumsuzluk, kendilerinin hatası olarak kabul ediliyor ve platform şirketlere hiçbir yaptırım uygulanmıyor.
Yatırım mı, Borç Tuzağı mı? Minibüs Kararı
Filme geri döndüğümüzde, Ricky ile şefin görüşmesi kararsızlık ile sonlanıyor. Görüşme bittikten sonra karakterimiz, PDF’de çalışan bir arkadaşı ile konuşmaya başlıyor. Ricky araba satın alıp almama konusunda epey kararsız kalıyor. Arkadaşı Henry ise ona, tecrübelerine dayanarak şu ifadeleri kullanıyor:
Büyük bir araç almalısın ki daha fazla şey taşıyabilesin. Ben bu araçlardan biriyle durmadan 24 saat çalışıyorum. Araç almak kiralamaktan daha iyi. Araç kiralarsan şirkete her gün para ödeyeceksin ama kendi aracın olursa bu senin için büyük bir kârdır. Ricky, kafası karmakarışık bir şekilde eve gidiyor.
Eşi Abby’nin bakım emeği veren bir bakım işçisi olduğunu daha önce belirtmiştik. Sabahtan akşama kadar bakıma ihtiyacı olanlara yardım ediyor. İşi için gittiği lokasyonlar birbirinden farklı konumlarda bulunuyor. Kendine ait küçük bir arabası var ve işe gidip gelirken arabasını kullanıyor. Herhangi bir mülkleri, mal varlıkları bulunmuyor. Kirada yaşıyorlar. Bu nedenle dağıtım işi için araba almak amacıyla, Abby’nin arabasını satmaları gerekiyor. Abby buna karşı çıkıyor:
Şirket aracı alırsan riskin olmuyor. Yeni araç alırsan 6 gün 14 saat çalışman gerekir. Birbirimizi hiç göremeyiz. Arabamla işlerime gidip geliyorum, bu rahatlığı otobüslerle karşılayamam. Ricky oldukça ikna edici konuşmaya başlıyor:
Kira ödemeyelim kendi evimizi alalım artık. Mortgage için peşinimiz olacak ve kendi evimiz olacak. Bayilik işi kuruyorum. Minibüsümüz olursa teslimatlar daha hızlı ve çok olur, hem şirkete de kira ödemek zorunda kalmayız. Abby, Mortgage Kredisi[10] ile ev alacaklarına ikna olduğundan arabasının satılmasına izin veriyor ve Ricky büyük beyaz bir minibüs alarak hemen işe başlıyor.

Dijital Kelepçe: Tarayıcı ve Algoritmik Denetim
Filmde PDF deposunu görüyoruz. Deponun altında slogan olarak, “Paketleriniz hızlı teslim edilir.” ibaresi yer alıyor. Ricky ilk iş gününe başlıyor. Depo alanı geniş ve herkes minibüsüne kargoları yerleştiriyor. Kargo paketleri oldukça büyük ve ağır. Taşıma materyali ile taşıdıktan sonra kucaklarına alıp bagaja yerleştiriyorlar. Şef Ricky’e siyah bir alet veriyor.
Bu bir tarayıcı. Deponun kalbi. Çok pahalı ve önemli. Kaybedersen ödersin. Paketi tarayıcıya okuttuğunda artık o senindir. Sisteme kayıtlıdır. Seyahatinin her adımını takip edebiliriz. Saatlik dağıtım vardır. Belli paketlerin belli zamanda dağıtılmaları gerekir. Dağıtman için bir saatin var ve hepsini alıcıya ulaştırman gerek.
Burada algoritmik denetimin[11] devreye girdiğini görüyoruz. Kendi işinin patronu ol algısının aslında bir yalandan ibaret olduğu ayyuka çıkmış oluyor. Tarayıcı cihazlar ile şirket ve müşteri, her an teslimat işçisinin konumunu izleyebiliyor. Aynı zamanda ne kadar çok teslimat yapıldığı, teslimatların ne kadarlık sürede dağıtıldığı, yemek ve ihtiyaç molaları, platform şirket tarafından takip ediliyor. Modern çağın panoptikonunu[12] andıran bu sistem, kuryeye her zaman izlenildiği ve aslında asıl patronun o olmadığı hisnesi veriyor. İzlenme ve denetlenme faktörü, işçide farkında olmadan stres ve kaygı yaratıyor. İşi kusursuz yapmak, adresi hemen bulmak ve teslimatı hızlıca gerçekleştirmek için uzun saatler mesailer yapılıyor. Ricky tarayıcıyı alıyor ve ilk dağıtımı için yola çıkmaya hazırlanıyor. Bu esnada depodakiler kendi aralarında konuşuyor. Taşeron bir teslimat işçisi:
Daha hızlı olmalısın. İlk giren son çıkar. Cümlesini kuruyor. Bu kişinin Sam olduğunu öğreniyoruz. Taşeron sürücülük yapıyor, başkası adına onun aracıyla çalışıyor. Rota başına kazanıyor.
İnsani İhtiyaçların Askıya Alınması: “Plastik Şişe” Gerçeği
Arkadaşı Henry, Ricky’e aracına binmeden bir plastik şişe veriyor ve tuvaleti gelirse buna yapması gerektiğini söylüyor. Ricky anlayamıyor ancak filmin ilerleyen sahnelerinde lavabo için zaman ve mekân olmadığından şişenin önemi anlaşılıyor. Denetimin en bariz noktası burada görünüyor. Araçta olunmayan ve aracın hareket etmediği her iki dakika için tarayıcı alarm veriyor.
Ricky gittiği ilk teslimatı teslim edemiyor. Minibüsü park ettiği yerde bir trafik polisi onu bekleyen. Arabasını oradan çekmesini yoksa ceza yazacağını söylüyor. Ricky, hemen geri döneceğini söylese de polis ikna olmuyor ve teslimatın ortasında arabayı başka yere park etmek zorunda kalıyor. Bu sahnede, kuryelerin statüsel olarak aşağılandığı ve çoğu problemde genellikle işçinin suçlu bulunduğu üzerinde durmak yanlış olmayacaktır. Şirketin reklamını yapan yelek ve diğer materyaller ile arabanın sahibinin bir kurye olduğu anlaşılıyor. Bu nedenle polis ve trafikteki sürücüler daha önyargılı bir şekilde davranıyor. Küçük hatalar daha fazla büyütülüyor ve yaptırımları daha ağır oluyor. Sivillere kıyasla, bir şirkete bağlı olan işçiler, göze daha çok batıyor.
Görünmez Emek: Abby ve Ev İçi Sıkışmışlık
Film perspektifini, Ricky’den alıp Abby’e çeviriyor. Abby’i pembe bir hemşire önlüğü ile otobüsler arasında bakım verdiği evlere girip çıkarken görüyoruz. Otobüs yolculukları sırasında evdeki iki çocuğuna ses kayıtları ve mesajlar bırakarak günlük rutin işleri ve ihtiyaçları nasıl karşılamaları gerektiğini söylüyor. Bu noktada evde eşit bir iş bölümü olduğundan bahsedemeyiz. Ricky yaklaşık 14 saat çalışırken Abby’de genellikle 12 saat kadar çalışıyor. Çocukların bakımları, ihtiyaçları, duygusal gereksinimleri ve okul ile olan iletişimleri neredeyse tamamen Abby tarafından sağlanıyor. Abby molalarında ve bulduğu her boşlukta ev içi düzeni ve ailevi sorunları çözmeye çalışarak geçiriyor. Özellikle otobüs yolculukları, çocukları aramak ya da onlara mesajlar bırakmak ile geçiyor. Ricky çalışırken onun eve dair hiçbir etkileşimi ve iletişimi görmünüyoruz. O yalnızca işinde işi ile ilgileniyor ancak Abby, özel alan ve kamusal alanda sıkışmış bir vaziyette her yeri idare etmeye çabalıyor ve Ricky’den de yardım istiyor. Film sonuna kadar bu yardımlar gerekli dönüşü alamıyor. Abby’nin dikkate alınması için öfkelenmesi ve ağlaması gerekiyor.
Abby’nin, bakıma gittiği evlerdeki kişiler genellikle ya engelli ya da yaşlı oluyor. Onların beslenme, tuvalet ve kişisel bakım ihtiyaçlarını karşılıyor. Gittiği evlerde imza attığı bir çizelge mevcut ve her evde kalması gereken süre belli ancak çoğu zaman işler yetişmediğinden olması gerekenden fazla kalıyor. Fazla süresi boyunca asla ekstra mesai ücreti alamıyor. Parça başı[13] şeklinde ve sıfır saat sözleşme[14] ile çalışıyor. Girdiği ev kadar ücret kazanıyor. Günlük çalışma süresi 12 saate kadar ulaşıyor ve ulaşım ücretini kendi cebinden ödüyor. Eskiden sendikal faaliyetlere katılan bir hastasının yanına gittiğinde aralarında çalışma yasalarına dair konuşmalar geçiyor. Yaşlı kadın soruyor:
Sekiz saatlik çalışma kanunu ne oldu? Sahne orada kesiliyor.
Parça başı işler ve süresiz sözleşmeler, kazanılan işçi haklarını değiştirmeye çabalıyor. Mesai saatlerinin belli olduğu ve belli bir asgari ücretin netleştiği emek ilişkileri artık esneklik adı altında serbest zamanlı ve performansa dayalı ücretler olarak niteleniyor.

Yedek İş Gücü Ordusu ve Rekabet Kıskacı
Film yeniden PDF deposuna geçiş yapıyor. Kuryelerden biri şef ile konuşuyor. Şefe bu sabah arabasına birinin çarptığını ve üç kez aramasına rağmen telefonunu kimsenin açmadığını söylüyor. Şef ise geç kalmasına takılı kalarak onun rotasını başkasına vereceğini belirtiyor ve isterse işten çıkabileceğini, onun yerini bekleyen binlerce insanın olduğunu vurguluyor. Bu işçinin rotası Ricky’e veriliyor. Daha yoğun olan rota daha fazla gelir getiriyor çünkü dağıtım saati günlük 14 saati aşabiliyor.
Talebin fazla oluşu ve işsizlik korkusu çoğu zaman sunulan tek taraflı sözleşmelerin kabul edilmesine neden oluyor. Teslimat işçileri, çalıştıkları platformlar tarafından birer meta olarak görülüyor. Bir kaza durumunda işçiler çoğu zaman iletişim kurabilecekleri bir muhatap bulamıyor ve bu nedenle işleri aksıyor. Buna itiraz ettiklerinde ise sirkülasyonun fazla olmasından dolayı yerine kolayca yeni işçiler ikame edilebiliyor. İşverenlerin işçi kaybetmek gibi bir korkusu yok anca işçilerin emeklerinden başka satacak şeyleri yok. Bu durum işçiler arası rekabeti de yaratıyor. Daha iyi performans gösterenler daha fazla ücret kazanıyor ve istedikleri bölgede çalışma tercihleri, onlara daha önce sunuluyor. Bu kısımda Marx’ın “yedek iş gücü ordusu” kavramından biraz bahsetmek gerekiyor. Yedek iş gücü ordusu, kapitalist sistemde üretim sürecine her an dâhil edilebilecek ya da dışarıda tutulabilecek, işsiz veya eksik istihdam edilen emekçiler kitlesini ifade ediyor. Marx’a göre bu kitle, ücretlerin düşük tutulmasını sağlıyor ve çalışanlar üzerinde sürekli bir işsizlik tehdidi yaratarak sermayenin emek üzerindeki denetimini güçlendiriyor. Yedek iş gücü ordusu, kapitalizmin sürekliliği için yapısal bir unsur olarak işlev görüyor. (Marx, K. (1990).Yedek iş gücü ordusu büyüdüğünde işçiler için istifa etmek zorlaşırken patronlar için çalışacak yeni bir işçi bulmak kolay ve maliyetsiz bir hale bürünüyor. Bu durum işçileri daha fazla saat çalışmaya zorluyor. Aynı zamanda diğer çalışma arkadaşları onlar için bir rekabet unsuru yaratıyor. Herkes günün sonunda kazancının ve değerlendirilmesinin en iyisi olmasını istiyor. Rekabet, işverenler açısından oldukça makul görünüyor. Böylece ortada örgütlenme ve dayanışmanın olması zorlaşıyor. Herkes kendi hesabına çalışıyor.
Sonuç: Bir Tarayıcının Mutluluğu İçin Feda Edilen Hayatlar
Ricky, evde hiç zaman geçiremediği ve kimseyle ilgilenemediği için şeften bir haftalık izin istemeye gidiyor. Şef: -Neden bana soruyorsun iş senin değil mi? Yedek sürücü al kendine maliyeti de olmaz. Ricky, yedek sürücü bulamadığını söylüyor. Şef: -Her ailenin problemleri vardır, bu depoyu en yüksek seviyeye ulaştırdım. Gerçekten müşterilerden biri hiç sana nasılsın diye sordu mu? Bir gün kaza yapsan kimsenin umurunda olmaz. Tarayıcıyı mutlu ediyorum. Müşterilerin tek umursadıkları ürünün fiyatı, teslimatı ve siparişleri. Sözleşmelere karar veren de bu alet, kimin yaşayıp öleceğine de. Bir gün izin mi istiyorsun? Sana yüz paunda patlayacak.
Ricky, işe gitmediği gün para ödüyor ve bu üç kez olursa kırmızı kart alıyor. Psikolojisi iyice bozuluyor. Evdekilere karşı kötü davranmaya başlıyor. Saldırıya uğruyor, kargolar çalınıyor, tarayıcı bozuluyor ve dayak yiyor. Çalınan kargolardan bazılarını sigorta ödüyor ancak ödemedikleri de bulunuyor. Hastanedeyken depo şefi arıyor ve tarayıcının fiyatını söylüyor sonra da taksitlendirme yapabileceğini belirtiyor. Bu kaza kayıtlara bir iş kazası değil de trafik kazası olarak geçiyor. Firma hiçbir şekilde sorumluluk üstlenmiyor ve tüm sorumluluk kendi işinin patronu olan Ricky’e kalıyor. Yedek sürücü bulamayan Ricky, işini kaybetmemek adına, hastaneden çıktığı gibi her yeri yaralı bir şekilde minibüsün başına geçiyor. Tüm aile üyeleri minibüsün önüne geçerek onu durdurmaya çalışıyor ancak Ricky hiçbirini dinlemeyerek PDF firmasına doğru yola çıkıyor.
Şimal Yanpınar
Dipnotlar:
[1] Neoliberal politikalar, devletin ekonomideki rolünü azaltmayı, piyasayı merkezine almayı amaçlayan politikalardır. Bu yaklaşımda özelleştirme, serbest piyasa, kamu harcamalarının kısılması, esnek çalışma biçimleri ve bireysel sorumluluğun artırılması öne çıkar. Temel varsayım, piyasanın devlet müdahalesi olmadan daha verimli işleyeceği ve ekonomik büyümeyi sağlayacağıdır(Harvey, D. (2005); Peck, J. (2010).
[2] Prekaryalaşan özne, güvenceli ve sürekli bir işi olmayan, geliri düzensiz, geleceği belirsiz ve sosyal haklara sınırlı erişimi bulunan bireyi ifade eder (Standing, G. (2011).
[3] Yeni kapitalizm, esnek çalışma, güvencesizlik, proje temelli işler ve sürekli değişim üzerine kurulu bir kapitalizm biçimini ifade eder. Bu modelde uzun süreli ve güvenceli istihdam yerine kısa vadeli sözleşmeler, performans baskısı ve bireyin kendi riskini kendisinin üstlenmesi öne çıkar (Sennett, R. (2006); Boltanski, L., & Chiapello, È. (2005).
[4] Platform işleri, dijital uygulamalar veya çevrimiçi platformlar aracılığıyla sunulan, çoğunlukla kısa süreli, parça başı ve esnek nitelikteki çalışma biçimlerini ifade eder (Srnicek, N. (2017).
[5] Güvencesizlik, bireyin çalışma ve yaşam koşullarının süreklilikten yoksun, belirsiz ve kırılgan hale gelmesini ifade eder. Bu durumda işin devamlılığı, gelir düzeyi ve sosyal haklar garanti altında değildir; birey geleceğini planlamakta zorlanır ve sürekli bir risk hali içinde yaşar (Standing, G. (2011).
[6] Esneklik, çalışma yaşamında işin süresi, mekânı, ücreti ve biçiminin işverenin ve piyasanın ihtiyaçlarına göre kolayca değiştirilebilmesini ifade eder (Sennett, R. (1998).
[7] Bakım emeği, çocukların, yaşlıların, hastaların ve günlük yaşamın sürdürülebilmesi için ihtiyaç duyulan bakım, destek ve yeniden üretim faaliyetlerini kapsayan emek türüdür. Bu emek çoğu zaman ev içinde, ücretsiz ya da düşük ücretli biçimde yerine getirilir ve büyük ölçüde kadınlar tarafından üstlenilir (Federici, S. (2012).
[8] Platform şirketler, dijital altyapılar aracılığıyla hizmet sunanlar ile bu hizmetleri talep edenleri bir araya getiren, üretimden çok aracılık ve veri yönetimi üzerinden değer yaratan şirketlerdir. Bu şirketler, çalışanları çoğu zaman bağımsız yüklenici olarak sınıflandırarak iş güvencesi ve sosyal haklardan kaçınır; emeği algoritmalar, puanlama sistemleri ve performans ölçümleriyle denetler (Srnicek, N. (2017).
[9] Gig çalışma, kısa süreli, parça başı ve proje temelli işlerden oluşan; sürekliliği ve güvencesi olmayan bir çalışma biçimini ifade eder (De Stefano, V. (2016).
[10] Mortgage (ipotek), bir konutun veya gayrimenkulün krediye teminat olarak gösterilmesi anlamına gelir. Borç geri ödenmediğinde, kredi veren kurum teminat olarak gösterilen mülk üzerinde hak sahibi olur. Mortgage kredisi ise bireylerin konut satın alabilmesi için bankalar tarafından uzun vadeli olarak verilen ve satın alınan konutun ipotek edilmesine dayanan kredi türüdür. Bu kredi modelinde borç, genellikle düşük taksitlerle uzun yıllara yayılır; ancak geri ödeme süreci bireyi uzun süreli bir borç ilişkisine bağlar ve gelir güvencesine bağımlı hale getirir(Aalbers, M. B. (2016).
[11] Algoritmik denetim, çalışanların performansının, davranışlarının ve çalışma temposunun dijital algoritmalar ve otomatik sistemler aracılığıyla izlenmesi ve yönlendirilmesi anlamına gelir. Bu denetim biçiminde görev dağılımı, puanlama, ücretlendirme ve hatta işten çıkarma süreçleri yazılımlar tarafından belirlenir. Algoritmik denetim, özellikle platform işlerinde emeğin sürekli gözetim altında tutulmasına ve çalışan üzerindeki baskının artmasına yol açar(Rosenblat, A., & Stark, L. (2016).
[12] Panoptikon, öznelerin sürekli izlenebileceklerini düşünerek kendilerini denetlemeye başladıkları bir gözetim ve iktidar modelini ifade eder. Bu kavramda önemli olan, fiilî gözetimden çok, gözetlenme ihtimalinin öznelerin davranışlarını disipline etmesidir (Foucault, M. (1977).
[13] Parça başı çalışma, çalışanın emeğinin süreye göre değil, ürettiği iş miktarı ya da tamamladığı görev sayısına göre ücretlendirildiği bir çalışma biçimidir (Marx, K. (1990).
[14] Sıfır saat sözleşme, işverenin çalışana herhangi bir asgari çalışma süresi garanti etmediği; çalışanın yalnızca çağrıldığı ve çalıştığı saat kadar ücret aldığı sözleşme türünü ifade eder (De Stefano, V. (2016).
FİLM LİNKİ; https://www.hdfilmizle.life/uzgunuz-size-ulasamadik/




