İçeriğe geç
Kurye Haber Kuryenin Sesi, Emeğin Habercisi

Ana sayfa / Makaleler

27 Yaşında Ölen Kurye Batuhan’ın Ardından: Ablası Bahar Tekir Anlatıyor

Yazan: Bahar TEKİR

Batuhan Kimdi?

Batuhan, hayatının henüz çok başında, 27 yaşında gencecik bir delikanlıydı. Tam 9 senedir annemle kardeşlerinin geçimini sağlamak, evine destek olmak için yollarda, moto kuryelik yapıyordu. Yani neredeyse tüm gençliğini, ömrünü bu mesleğe, ailesine helal lokma getirmeye adamıştı. Öyle kendi halinde, neşeli, sorumluluk sahibi bir çocuktu ki… Bizim evimizin hem direği hem de Recep İvedik’iydi. Aynı onun gibi komik, onun küçük bir kopyası gibiydi. Evimizin neşe kaynağıydı, girdiği her yere enerji verir, herkesi güldürürdü. Bir günü tamamen çalışmakla geçerdi ama eve geldiğinde o yorgunluğuna rağmen hepimizi neşelendirmeyi bilirdi. Annemin en büyük dayanağı, kardeşlerinin ise hem abisi, hem koruyucusu, hem de en yakın oyun arkadaşıydı. Kendi hayallerini, isteklerini hep bir kenara bırakır, önce “ailem” derdi. Onu tanımayan birine anlatacak olsam; yollarda her gün yanınızdan geçen, kaskının altında sadece ailesine güzel bir gelecek kurmak isteyen ve etrafına neşe saçan o temiz yüzlü çocuklardan biriydi derim. Bizim evimizin direği, geleceğimizdi.

17 Mart’ta Ne Oldu?

Takvimler 17 Mart’ı gösterdiğinde hayatımız bir daha asla eskisi gibi olmamak üzere karardı. O gün Ramazan ayıydı, Batuhan oruçluydu. Gün boyu o oruçlu haliyle direksiyon sallamış, rızkının peşinde koşmuştu. En acısı da ne biliyor musunuz? Kardeşimin 17 Mart’ta katledildiği o günkü kazancı, evine götüreceği helal ekmek parası tam 1.000 TL’ydi. O günkü kazancı sadece 1.000 TL’ymiş… Akşam saat 17.15 civarında, işini bitirmiş, o kazandığı helal lokmayla evine varıp bizimle birlikte orucunu açmak üzere yola çıkmıştı.
Kaza, trafiğin hızlı aktığı TEM Otoyolu Eyüpsultan 5. Levent mevkisinde meydana geldi. Karşı taraftan gelen alkollü sürücü, önce başka araçlara çarptı, ardından hızını alamayıp kaçmaya çalışırken Batuhan’ın motosikletine arkadan hızla vurdu. Çarpmanın şiddeti o kadar korkunçtu ki, o neşe dolu kardeşimi daha iftar sofrasına yetişemeden, oracıkta olay yerinde feci şekilde kaybettik. Kurallara uyan, 9 yıllık tecrübesiyle sadece evine gitmeye çalışan bir kuryeydi; ama bir başkasının sorumsuzluğu, onun o yoldan evine dönmesine izin vermedi.

Haberi Aldığım An ve İlk Günler

Ben Bahar Tekir, Batuhan’ın ablasıyım. O kara haberi telefonla ilk ben aldım ve o an dünyam başıma yıkıldı; hastaneye nasıl gittiğimi, yolları nasıl geçtiğimi bugün bile hatırlamıyorum. Bize hastaneye gidene kadar Batuhan’ın öldüğünü söylemediler. Kardeşim saat 17.15’te can vermişti ama acı haber bana ancak gece saat 21.00’de gelebildi. Çünkü çarpmanın dehşetiyle Batuhan’ın kimliğini, ehliyetini bile bulamamışlardı. Kardeşimin parmakları dahi gitmişti, kimlik tespiti yapılamıyordu. En sonunda motosikletin plakasından taratarak bize ulaştılar ve Batuhan olduğunu ancak ağız sürüntüsüyle, DNA testiyle anlayabildiler.
Hastaneye vardığımda dünyam durdu. Yalvardım, “Bırakın, kardeşimin orucunu ben açtırayım” dedim, içeri girmek istedim ama izin vermediler. Önce hastane polisi, sonra da nöbetçi savcı karşı çıktı, izin vermediler. Çünkü Batuhan’ım, gardaşım yüreğimin asla kaldıramayacağı bir haldeydi. Nöbetçi savcı, “Hayır, dayanamazsın, kardeşini güzel hatırla, onu görme” diyerek beni canımdan çok sevdiğim kardeşimin yanına almadı. Ben kardeşimi kaybettim, cenazesini bile, yüzünü son bir kez görmeden toprağa vermek zorunda kaldım. Biz bu tarifsiz acıyla, yaşarken her gün ölerek kavrulurken, sürücünün yakalandığını ve tutuklandığını öğrendik. İçimizdeki yangın sönmüyordu ama adalete sığınmaktan başka çaremiz de yoktu.

Kapalı Kapılar Ardında Tahliye ve Raporlardaki “Kask Yok” Yalanı

Fakat bu umudumuz çok sürmedi. Katil sürücü sadece dört ay tutuklu kaldı. 31 Temmuz’da yapılan tutukluluğun gözden geçirilmesi duruşmasında biz yoktuk, avukatımız yoktu, kimseye haber vermediler! Mahkeme salonunda sadece fail ve nöbetçi hakim vardı. Bizim olmadığımız, sesimizi duyuramadığımız o duruşmada nöbetçi hakim, katilin 31 Temmuz’da tahliyesine karar verdi!
Canımızı asıl yakan şey ise o resmî raporlara kadar giren kask yalanı oldu. Önümüze konulan ikinci bilirkişi raporunda utanmadan “kask yok, olay anını gören görgü tanığı ve kamera yok” yazdılar! Katilin yalanına bu resmî raporu da ortak ettiler. Güya 9 yıllık deneyimli kurye olan kardeşim tedbirsiz davranmıştı, kusur ondaydı. Bu adaletsiz rapora sığınarak, ben ve ailemden habersizce sürücüyü serbest bıraktılar! Kardeşimi kaybetmiş, cenazesini bile, yüzünü görmeden toprağa vermiş bir ablayım ben. Bize bu acıyı yaşatmak yetmemiş gibi, bir de devletin raporundaki bu büyük yalanla ve arkamızdan çevrilen bu işlerle savaşma yükünü yüklediler.

Kaskı Kanıtlamak İçin Yaşadıklarınız

Ben yasımı tutamadık. Raporların “Kamera yok, tanık yok” dediği, beni dışarıda bıraktıkları yerde bakın ben bir abla olarak tek başıma direndim. Kardeşimin acısını bile yaşayamadan, sırf o ikinci bilirkişi raporundaki yalanı çürütmek ve kaskının olduğunu mahkemeye ispatlamak için kardeşimin o feci kaza görüntülerini tek tek, saniye saniye bulup izlemek zorunda kaldım! O görüntüleri ararken, kardeşimi o halde her gördüğümde acıdan öleceğim sandım. Görüntüleri izlemek zorunda kaldığım o anlarda acıya dayanamayıp fenalaştım, nefesim kesildi. Oradaki itfaiye ekipleri bana su getirdi, destek verdi, beni ayakta tutmaya çalıştı. Bir abla olarak bu acıyı, bu çaresizliği bana yaşattılar! Adaleti aramaktan kardeşimin mezarına, yanına gidemiyorum!

Ama sonunda başardık. “Yok” dedikleri o kameraları buldum! Net bir kamera kaydında Batuhan’ın kafasında kaskının takılı olduğunu, tüm kurallara uyduğunu ben kendi çabalarımla ortaya koydum ve 7 Ağustos’ta tüm delilleri, kask ispatını dosyaya sundum. Ben kanıtlamak zorunda kaldım; çünkü ben arkasını aramasam, raporlardaki o yalanla kardeşimin üzerine bu lekeyi bırakıp geçeceklerdi.

Firar Skandalı, WhatsApp’tan Gelen Kan Parası Teklifi ve Tehditler!

Ben dosyaya delilleri koyunca gerçekler gizlenemedi ve 8 Ağustos’ta katil hakkında tekrar tutukluluk kararı çıkarıldı. Ama katil adalete teslim olmak yerine tam 1,5 ay boyunca firar etti, kaçtı!

İşin en çirkin, en ahlaksız boyutu ise duruşmaya 5 gün kala yaşandı. Katilin avukatları beni WhatsApp üzerinden arayarak 5 MİLYON TL “kan parası” teklif ettiler! Canımdan kopardıkları kardeşimin bedelini parayla ödemeye kalktılar. Bu iğrenç teklifi elimin tersiyle ittiğimde ise aba altından sopa göstermeye, beni tehdit etmeye başladılar. Yanlarına ikinci bir avukat daha almışlardı; sosyal medyada adalet aramak için yaptığım paylaşımları önüme koyup, “Senin bu paylaştıkların suç, sen suç işliyorsun” diyerek beni korkutmaya, bastırmaya çalıştılar! Evladını kaybetmiş bir ablayı suçlu ilan etmeye cüret ettiler! Ben onlara, “Peki senin müvekkilin adalete teslim olmuyor, 1,5 aydır kaçıyor, o suç değil mi?” dediğimde, aldığım cevap adaletin neden işlemediğinin kanıtıydı. Bana utanmadan, “Suçlu kaçar!” dediler!
Üstelik bu firari katil, duruşmaya sadece 2 gün kala, 14 Eylül’de güya iş yerinin önünde yakalanmış! Şimdi mahkemede bu yönde savunma yapıyorlar. Soruyorum size: 1,5 aydır köşe bucak kaçan, firari olan bir adam nasıl oluyor da duruşmaya iki gün kala “birdenbire” iş yerinin önünde bulunuyor? Neredeydi bu katil 1,5 aydır, kimler sakladı, kimler göz yumdu? Kaçmadı dedikleri adam haftalarca adaletten saklandı!

ADALETİNDEN KAÇILAN GERÇEKLER:

Dosyanın içine baktığımızda isyanım boşuna değil; çünkü dosyada görmezden gelinen korkunç gerçekler var:

• Dosyada geçen alkol oranı iddia edildiği gibi 1.43 değil, yapılan detaylı incelemelerde tam 2.03 promildir! Yani direksiyon başında ne yaptığını bilemeyecek kadar sarhoştu.

* Sabıkalı Alkollü: Bu katilin ehliyeti daha önce de yine alkolden alınmıştı; yani direksiyon başına ehliyetsiz ve bilerek, isteyerek bir cinayet aletiyle geçti!

•”Hızlı Değildim” Yalanı: Mahkemede “Hızlı değildim, yavaştım” diyen bu caninin yalanını, olay yerindeki 67 metrelik tekerlek izi ve kardeşimi arabasının altında 27 metre sürüklemesi kanıtlıyor! Hızının ne denli vahşi olduğu ortadadır; çarpmanın etkisiyle 200 kg motor yol kenarındaki bariyerlerin 2 metre ötesine fırlamıştı.

• Hızlı Değildim” Yalanı ve Paramparça Olan Canımız: Katil sürücü 16 Eylül’deki duruşmada gözümüzün içine baka baka “Hızlı değildim, hemen durdum” diye yalan söyledi! Olay yerindeki resmî raporlar ve fiziki deliller ise bambaşka bir katliamı kanıtlıyor: Yolda tam 67 metrelik fren izi var! O dehşet sürate rağmen yine de duramamış, çarpmanın şiddetiyle Batuhan’ımın 200 kiloluk motorunu havaya fırlatıp yol kenarındaki bariyerlerin tam 2 metre ötesine savurmuş! Vahşi hızından dolayı 27 metre daha gidip kardeşimi aracının altında paramparça etmiş! İşte “Hemen durdum” diyen caninin geride bıraktığı resmî harita budur!

Taksir Değil Cinayet: 31 Temmuz’da bizsiz yapılan o gizli duruşmada serbest kalan, ardından 1,5 ay kaçıp duruşmaya 2 gün kala yakalanan bu katilin “olası kastla” yargılanması gerekirken dosyaya hala “taksir” denmesi beni her gün yeniden öldürüyor.

ŞİMDİ TÜM İNSANLIĞA, MECLİSE VE ADALETE SORUYORUM:

Mahkemede gözümüzün içine bakarak “Benim evladım var, çıkmam lazım” diyen o faile soruyorum: Sen 2.03 promil alkol alıp o yollarda katliam yaparken, o çok düşündüğün evladın neredeydi? Benim kurye kardeşim de bir anneye, iki kardeşe bakıyordu!

Batuhan’ın geri getirilmesi ne kadar imkansızsa, bu katilin Ağır Ceza almadan, cezasını çekmeden serbest kalması da o kadar imkansız olmalıdır! Bu basit bir taksir, bir kaza değildir; BU BİR CİNAYETTİR!

Bir Kurye Ailesi Olarak

Batuhan’ı kaybettikten sonra gördüm ki, bu yollarda her gün yüzlerce Batuhan ölümle burun buruna çalışıyor. Kuryeler yollarda insan yerine konulmuyor, üzerlerine araçlar sürülüyor, siparişler hızlı yetişsin diye canları hiçe sayılıyor. Ben bir kurye ailesi olarak haykırıyoruz: Moto kuryelerin canı bu kadar ucuz olamaz! Başka ablaların, başka kardeşlerin, başka annelerin yüreği yanmasın; başka ocaklar sönmesin diye yasal düzenlemelerin değişmesi, cezaların caydırıcı olması gerekiyor. Siparişiniz birkaç dakika geç gelebilir ama giden bir can bir daha asla geri gelmez.

Çağrımız: 7 Ekim’de Tek Yürek Olalım!

Ben adaleti yalnız başıma aramaktan yorulduk ama asla vazgeçmeyeceğiz. Batuhan için, adalet için sesimize ses katmanızı istiyoruz. Kardeşimin hakkını aramak, katilin en ağır cezayı almasını sağlamak için büyük olasılıkla KARAR DURUŞMASI olacak bu mahkemede tek yürek olmaya çağırıyorum!

* 📍 Yer: Gaziosmanpaşa Adalet Sarayı (5 Levent)
* 📅 Tarih: 7 Ekim
* ⏰ Saat: 12.00

Canımızdan bir parça koparanların hak ettiği cezayı alması için, tüm kurye meslektaşlarını, vicdan sahibi herkesi o gün adliye önüne, yanımda durmaya çağırıyorum. Başka annelerin, ablaların ve kardeşlerin yüreği yanmasın diye Batuhan’ı unutmayın, beni yalnız bırakmayın!

Paylaş

Bir haberiniz mi var? Yaşadığınızı ya da tanık olduğunuzu bize iletin.

Bize yazın

Yorumlar

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.

Yorumunuz editör onayından sonra yayınlanır. Bağlantı ve kod içeren yorumlar kabul edilmez. E-posta adresiniz yayınlanmaz.

Diğer haberler

Tümünü gör