İklim Krizi Küresel, Kuryenin Çaresizliği de: Türkiye Bu Tartışmanın Neresinde?
Yazan: Arş. Gör. Dr. NİL BELGİN BOYACI

14 Ekim gecesi İstanbul’da yağmur durduğunda geriye su basmış alt geçitler, sürüklenmiş araçlar ve kaldırım kenarlarında terk edilmiş motosikletler kaldı. Kent, 1942’den bu yana en yüksek yağışı yaşamıştı. Valiliğin motosiklet yasağı saat 21.00’de başladı. Oysa kuryeler öğleden beri göle dönmüş yollarda sipariş taşıyordu. Kaza ihbarları birbirini izledi, sel sularında kalan pek çok motosiklet ağır hasar gördü. Yasak geldiğinde ise tehlike bitmedi, sadece biçim değiştirdi. Paket başına ücret alan, sabit maaşı olmayan platform kuryesi için yasak günü, kazançsız gün demekti.
Bu tablo bize Türkiye’ye özgü bir sorun gibi görünebilir. Değil. İklim krizi derinleştikçe dünyanın pek çok kentinde aynı soru soruluyor ve verilen cevaplar, bizim nereden başlamamız gerektiğini gösteriyor.
Avrupa’da yasak, ama ücret?
Yunanistan bu konuda en sert adımları atan ülkelerden biri. Sıcak dalgası günlerinde Çalışma Bakanlığı açık havada çalışmayı bölgesel olarak durduruyor ve bu yasak hem fiziksel işletmeler hem de dijital platformlar üzerinden çalışan, bisiklet ya da scooter ile teslimat yapan kuryeleri kapsıyor. Bu yaz Atina dahil birçok bölgede motosikletli yemek teslimatı öğleden sonra 13.00 ile 17.00 arasında askıya alındı. Üstelik kuralın caydırıcılığı da var: uymayan şirketlere iş müfettişliği çalışan başına 2.000 euro ceza kesebiliyor.
İtalya’da ise bölgeler devreye girdi. Sicilya’nın 2026 kararnamesi, kentte bisiklet ya da iki tekerlekli motorlu araçla başkası adına teslimat yapanları açıkça koruma altına alıyor. Emilia-Romagna’nın düzenlemesi daha da ileri gidiyor: kural, sözleşme türü ya da kadro farkı gözetmeksizin herkese uygulanıyor. Yani kuryenin kâğıt üzerinde “serbest çalışan (esnaf kurye)” olması, onu korumanın dışında bırakmıyor.
Ne var ki İtalya aynı zamanda madalyonun öbür yüzünü de gösterdi. Milano’da en sıcak saatlerde teslimatı durduran kararname, korumak istediği kuryelerin tepkisiyle karşılaştı. Çünkü parça başı ödeme yapan Glovo ve Deliveroo gibi platformlarda çalışmamak, eve para götürmemek anlamına geliyor. Bunun üzerine Temmuz 2026’da kuryeler greve çıktı. Talepleri netti: en sıcak saatlerde iş dursun, ama bu ücretlerden kesintiye yol açmasın.
İstanbul’daki tablo bunun aynısı. Yasak can güvenliği için gereklidir, ama ücret güvencesi olmayan bir yasak, riski kuryenin sağlığından cebine taşır!
Asya’dan iki farklı yol
Singapur, yağmur ve fırtına konusunda en doğrudan örneği sunuyor. Platformlar, işverenler ve kurye dernekleriyle birlikte hazırlanan yönergelere göre, kuryeler kötü havada ceza ya da prim kaybına uğramadan sığınabiliyor. Bu basit ilke, algoritmanın kuryeyi sağanakta yolda tutan görünmez baskısını kırıyor.

Çin’de ise yol farklı, aşırı hava koşullarında büyük platformlar sipariş sübvansiyonlarını artırdıklarını, teslimat sürelerini uzattıklarını, mesafeleri kısalttıklarını ve olumsuz değerlendirmeleri sildiklerini duyurdu. Gecikme cezaları da askıya alındı. Bunlar olumlu adımlar. Ancak ek prim, kuryeyi kötü havada çalışmaktan alıkoymuyor, tersine teşvik ediyor. Riski ortadan kaldırmak yerine riskin fiyatını ödüyor.
Bizde hak var, uygulama yok
Türkiye’nin aslında elinde güçlü bir araç var. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 13. maddesi, ciddi ve yakın tehlike karşısında çalışana çalışmaktan kaçınma hakkı tanıyor ve bu süre boyunca ücret ile diğer hakların saklı kalacağını söylüyor. Tehlike önlenemez nitelikteyse çalışan başvuru yapmadan işi bırakıp güvenli bir yere geçebiliyor. 4857 sayılı İş Kanunu da zorlayıcı sebeplerle iş durduğunda işçiye bir haftaya kadar yarım ücret ödenmesini öngörüyor.

Sorun, bu hakların platform kuryesinin kapısında durması!
Kuryelerin büyük bölümü esnaf kurye statüsüyle çalıştırılıyor. Oysa çalışma bölgesini, saatlerini, paket ücretini platform belirliyor. Performansı algoritma ölçüyor, hesap tek taraflı kapatılabiliyor. Bu, iş hukukunun tanıdığı bağımlılık ilişkisinin ta kendisi. Avrupa Birliği de bunu gördü: 2024’te kabul edilen Platform Çalışması Direktifi, platform çalışanları için istihdam ilişkisi karinesi getirdi ve üye ülkelerin bunu Aralık 2026’ya kadar iç hukuka aktarmasını istiyor.
Uluslararası Çalışma Örgütü de 12 Haziran 2026’da Platform Ekonomisinde İnsana Yakışır İş hakkındaki 193 sayılı Sözleşme’yi kabul etti; sözleşme, istihdam statüsü ne olursa olsun tüm platform çalışanlarını kapsıyor ve iş sağlığı ve güvenliği gibi temel korumaları onlara da tanıyor. Türkiye’nin bu sözleşmeyi bir an önce onaylaması, kuryelerin “esnaf” etiketinin arkasına saklanan haklarını görünür kılacaktır.
Dünya örneklerinden çıkan ders açık. Türkiye’de de şu adımlar atılabilir:
Meteoroloji uyarısına bağlı otomatik koruma. Turuncu ya da kırmızı uyarı verildiğinde, valiliğin yasağı beklenmeden platformlar motosikletli teslimatı durdurmalı. Akşam 21.00’de gelen yasak, öğleden beri suyun içindeki kuryeyi korumaz.
Ücretli hava izni. Yasak ya da uyarı günlerinde kuryelere son haftaların ortalama kazancı üzerinden gelir desteği ödenmeli. İtalya’daki grev, bu olmadan yasakların kuryeler tarafından bile benimsenmeyeceğini gösteriyor.
Cezasız sığınma hakkı. Singapur’daki gibi, kötü havada siparişi reddeden ya da mola veren kuryenin puanı, primi, bölge önceliği düşürülmemeli.
Hasar ve kaza güvencesi. Görev sırasında selde zarar gören motosikletler ve yaralanan kuryeler için platformların finanse ettiği bir fon kurulmalı.
Statünün yasayla netleşmesi. Kuryelerin işçi olduğu kabul edilmeli; İSG’deki hak ve ücret güvencesi onları açıkça kapsamalı.
İklim krizi herkesi etkiliyor, ama faturayı eşit ödetmiyor. Sağanakta evinde oturup sipariş veren ile o siparişi göle dönmüş yoldan getiren aynı riski taşımıyor. Yunanistan ceza kesiyor, İtalya’nın bölgeleri statüye bakmadan koruyor, Singapur cezasız sığınma hakkı tanıyor. Türkiye’nin yasasında hak zaten yazılı. Eksik olan, bu hakkı kuryeye kadar ulaştıracak irade.
Kurye, canı ile ekmeği arasında seçim yapmaya zorlanmamalı. Yağmurda durmak bir lütuf değil, bir hak olmalı ve o hak ancak ücretle birlikte gerçek olur.
Bir haberiniz mi var? Yaşadığınızı ya da tanık olduğunuzu bize iletin.
Bize yazınYorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.