İçeriğe geç
Kurye Haber Kuryenin Sesi, Emeğin Habercisi

Ana sayfa / Makaleler

Sel altında kuryelik: Çalışmanın da durmanın da bedeli var

Yazan: Vecih Cuzdan

İstanbul’da sağanak altında çalışan bir kurye, işi durdurunca uygulama puanının düştüğünü anlatıyor. Kurye Hakları Derneği, merkezi ve yerel yönetimlerle platform şirketlerinden iklim krizinin etkilerine karşı kuryelerin canını ve gelirini koruyacak önlemler istiyor.
Kısaca
  • 14 Ekim’de İstanbul’da 1942’den bu yana kaydedilen en yüksek yağış düştü; sel ve taşkınlarda en az yedi kişi hayatını kaybetti. Hayatını kaybedenler arasında 30 yaşındaki kurye Murat Babacanov da bulunuyordu.
  • Meteoroloji önceden uyarı yapmış olmasına rağmen İstanbul Valiliği motosiklet yasağını ancak akşam 18.35’te, saat 21.00’den itibaren geçerli olmak üzere duyurdu. Bazı platform kuryeleri, sel nedeniyle çalışmayı bıraktıklarında puanlarının düştüğünü ve gelecek hafta çalışma saati seçemediklerini belirtiyor. Bazı kuryeler yasağa rağmen çalıştırıldığını söylüyor.
  • Kurye Hakları Derneği, aşırı hava koşullarında kuryelerin can güvenliği ile gelir güvencelerinin birlikte korunmasını ve erken önlemler alınmasını talep ediyor.

İstanbul, Ayazağa’da saat 17.00 civarında artık ilerleyemiyordu. Platform kuryesi Kaan* için 14 Ekim, başlangıçta sıradan bir yağmurlu çalışma günüydü. Öğleden sonra yağış şiddetlendi. Sipariş taşımaya devam edemeyeceğini anlayınca kurye uygulamasından mola verdi.

“O anda daha fazla ilerleyemediğim için molaya aldım. Arkadaşlarımın birçoğu da ekipman, kaza sorunu butonuyla çalışmalarını durdurdu.”

Ancak Kaan’ın anlatımına göre, çalışmayı bırakmanın bedeli yalnızca o gün teslim edemediği siparişler değildi. Kuryelerin çalışma sürekliliğini ve teslimat performansını otomatik olarak değerlendiren uygulamadaki puanı düşmüştü. Bu nedenle sonraki hafta çalışma saatlerini seçemeyeceğini söylüyor.

İklim adaleti, iklim krizinin etkilerinin herkesi aynı ölçüde etkilemediği gerçeğinden hareket ediyor. Kaan’ın yaşadıkları, bu eşitsizliğin çalışma hayatına nasıl yansıdığını da gösteriyor: İşi sokakta olanlar, aşırı hava olaylarında canlarını korumak için çalışmayı bıraktıklarında geçimlerini de koruyabiliyor mu?

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), iklim değişikliğinin iş sağlığı ve güvenliğine etkilerini ele aldığı 2024 tarihli raporunda, çalışanların iklim tehlikelerine en çok maruz kalan gruplar arasında olduğunu belirtiyor. Rapora göre birçok çalışan, koşullar tehlikeli olsa da çalışmaya devam etmek zorunda kalıyor.

14 Ekim’de yağmur altında çalışmak

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet Koordinasyon Merkezi’nin (AKOM) açıklamasına göre, 14 Ekim’de kentin bazı bölgelerinde metrekareye 130 ila 277,1 kilogram yağış düştü.

“Bu değer, 1942’ten bu yana istasyonlarca kaydedilen en yüksek yağış miktarı olarak kayıtlara geçti. Kentte kısa sürede kaydedilen yağış miktarı, ekim ayı uzun yıllar ortalama yağış toplamının dört katına ulaştı. –AKOM, 15 Ekim 2026″

Oysa sağanak riski önceden duyurulmuştu. Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM), 13 Ekim saat 14.15’te yayımladığı uyarıda, ertesi sabah İstanbul’da kuvvetli yağış beklendiğini açıklamıştı. Sel, su baskını, heyelan ve ulaşımda aksamalar da olası riskler arasında sayılıyordu.

İstanbul Valiliği ise motosikletlerin trafiğe çıkışını yasaklayan kararını 14 Ekim akşamı, saat 18.35’te duyurdu:

“Motosiklet ve türevi iki tekerlekli tüm araçların trafiğe çıkışları çarşamba günü saat 21.00’den itibaren, ikinci bir talimata kadar yasaklanmıştır.”

Kaan, yasağın başladığı saat için “Çoktan her yeri sel götürmüştü” diyor.

İstanbul’da sel ve su baskınlarında en az yedi kişi hayatını kaybetti. Hayatını kaybedenler arasında 30 yaşındaki kurye Murat Babacanov da vardı.

https://x.com/kurye_haber/status/2111864233805631645

Babacanov’un yasak kararının açıklandığı saatlerde kaybolduğunu, arama çalışmalarını takip eden arkadaşının basına verdiği demeçten öğreniyoruz. Cansız bedeni ise 18 Ekim’de Haliç’te bulundu.

“Yağmurun ilk gününde saat 18.50’de ortadan kayboldu (…) En son arkadaşımızla telefonla konuştu (…) Sel geldiğinde yıkılmış, gitmiş. Kimse görmedi, kimsenin de haberi yok. Burada olduğu bilgisi gelmedi ama en son sinyal Ayazağa Meydanı’ndan alındı.” – Babacanov’un arkadaşı Artur Seydullayev, 18 Ekim 2026.”

Çalışmayı bırakmak kimin kararı?

Kaan, yasak başladıktan sonra da kendisine sipariş atandığını söylüyor:

Anlattığına göre puanlarda sonradan bir düzeltme yapılmadı. Bunun sonucunu da “Önümüzdeki hafta için saat seçemeyeceğiz” sözleriyle açıklıyor.

https://x.com/kurye_haber/status/2110429935944843575

Platform kuryesi Ogün* ise aynı gün saat 20.00’ye kadar Kadıköy ve çevresinde çalıştı. İşe ne zaman başlayacağına ve ne zaman bırakacağına kendisinin karar verebildiğini söylüyor. Platformun hava koşulları ve yasak hakkında uyarılar gönderdiğini, mola sürelerini artırdığını anlatıyor. Yasak başladığında çalışma saatleri kapatılmış, kendisine herhangi bir ceza uygulanmamış.

Yine de çalışmayı bırakmak, o gün daha az kazanmak demek. Çünkü Ogün de paket başına ücret alıyor.

“Biz çalışmazsak para kazanamayız. Biz çalışırsak para kazanabiliyoruz.”

Tuzla ve çevresinde çalışan restoran kuryesi Hakan’ın* deneyimi ise farklı. Yasağa rağmen gece 02.00’ye, mesaisi bitene kadar çalıştırıldığını söylüyor.

“Ben sigortalı çalıştığım için kayıp yaşamıyorum fakat o gün zorla çalıştırıldım.”

Hakan’ın anlatımına göre, çalıştığı işletmeden herhangi bir uyarı gelmedi ve teslimatlar mesai bitimine kadar sürdü.

Çalışmaktan kaçınma hakkı kime ulaşıyor?

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlama yükümlülüğünü işverene veriyor.

Kanunun 13. maddesine göre ciddi ve yakın tehlikeyle karşılaşan çalışan, iş sağlığı ve güvenliği kuruluna, kurul yoksa işverene başvurabiliyor. Talebi doğrultusunda karar verilirse, gerekli önlemler alınana kadar ücret ve diğer hakları korunarak çalışmaktan kaçınabiliyor.

Tehlikenin ciddi, yakın ve önlenemez olduğu durumlarda ise başvuru sürecini beklemeden tehlikeli bölgeden ayrılabiliyor. Bu nedenle hakları kısıtlanamıyor.

Ancak kanun, çalışan istihdam etmeden kendi adına ve hesabına hizmet üretenleri kapsam dışında bırakıyor. Bu nedenle esnaf kuryelerin söz konusu güvencelerden yararlanıp yararlanamayacağı, çalışma ilişkilerinin hukuki niteliğine göre değişebiliyor.

Kurye Hakları Derneği de çalışmaktan kaçınma hakkının gelir güvencesiyle birlikte düşünülmesi gerektiğini vurguluyor.

Kentte sığınacak yer var mı?

Yağışın yarattığı tehlikeyi, kentin nasıl yapılaştığı da etkiliyor. Asfalt ve beton gibi geçirimsiz yüzeyler suyun toprağa sızmasını azaltıyor. Suyun derelere daha hızlı ve fazla miktarda ulaşması, taşkın riskini artırabiliyor.

Kuryeler için mesele, selin kapattığı yolları zamanında öğrenmek ve gerektiğinde sığınacak güvenli bir yer bulmak.

Ogün, kapanan güzergâhları sosyal medyadan öğrendiğini anlatıyor. Kendilerine ayrılmış bir bekleme alanı yok. Yağış şiddetlendiğinde benzinliklere veya kafelere sığınıyorlar. Zorunlu kaldıklarında yol kenarında da beklediklerini, ancak bunun güvenli olmadığını söylüyor.

Hakan, riskli yolları nasıl öğrendiği sorusuna iki sözcükle yanıt veriyor: “Gidip görerek.”

Çalıştığı işletmede bekleyebileceği bir alan var. Fakat yoğun sipariş akışı nedeniyle sürekli motosiklet üzerinde kaldığını söylüyor. Yani kapalı bir alanın bulunması, orada bekleyebileceği anlamına gelmiyor.

Kuryeler ne istiyor?

Kaan, valiliğin motosiklet yasağını daha erken başlatması gerektiğini düşünüyor. Ogün, kötü hava koşullarında kuryeler üzerindeki baskının azalmasını ve kamu kurumlarının denetimleri sıklaştırmasını istiyor. Hakan’ın talebi ise açık: Yasağa rağmen kuryeleri çalıştıran işletmelere ciddi para cezaları uygulanması.

Kurye Hakları Derneği de 16 Ekim’de yaptığı açıklamada, merkezi ve yerel yönetimlerle platform şirketlerine çağrıda bulundu. Dernek, olağanüstü hava koşullarında kuryelerin can güvenliğinin yanı sıra gelirlerini de koruyacak önlemler istiyor.

TÜİK’in Eylül 2026 verilerine göre İstanbul’da kayıtlı motosiklet sayısı, geçen yılın aynı dönemine kıyasla 92 bin 595 artarak 978 bin 193’e ulaştı. Kentteki motosiklet sayısı pandemiden önceki Eylül 2019’a göre yaklaşık üç katına çıktı. Pandemiyle birlikte dijital sipariş platformlarının yaygınlaşması ve moto kuryeliğin büyümesi de bu artışa eşlik etti. Kurye Hakları Derneği ise Türkiye’de çalışan toplam moto kurye sayısına ve bunların kaçının dijital platformlarda çalıştığına ilişkin düzenli, kamuya açık verilerin eksikliğine dikkat çekiyor. Dernek, kayıt dışı istihdamın önlenmesi, mesleki yeterlilik ve güvenli sürüş belgelerinin zorunlu hale getirilmesi, çalışma koşullarının denetlenmesi ve iş güvenliğini güçlendirecek yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesi çağrısında bulunuyor. Derneğin raporlarına göre, son dört yılda (2022-2025) en az 233 moto kurye iş cinayetlerinde hayatını kaybetti.

Kurye Hakları Derneği, İstanbul ve Antalya barolarının 6 Temmuz’da düzenlediği İklim Adaleti Forumu’na sunduğu metinde de iklim krizinin moto kuryelerin çalışma koşullarına etkilerini ele almıştı.

Derneğe göre, iklim adaletsizliğinin etkilerini bedenlerinde en doğrudan hisseden meslek gruplarının başında gelen moto kuryeler, aşırı hava olaylarında can güvenlikleri ile geçimleri arasında seçim yapmak zorunda kalıyor.

Kurye Hakları Derneği’nin aşırı hava koşullarında kuryelerin güvenliğini ve gelir güvencesini sağlamaya yönelik başlıca talepleri şöyle:

  • Valilikler, meteorolojik uyarılara göre zamanında önlem almalı ve motosiklet yasaklarını etkin biçimde denetlemeli.
  • Platform şirketleri, kötü hava koşullarına ilişkin protokollerini kamuoyuyla paylaşmalı ve gerektiğinde teslimatları durdurmalı.
  • Kuryeler, olağanüstü hava koşullarında çalışamadıkları günlerde ücretli izin veya gelir desteğinden yararlanabilmeli.
  • Kuryeler, kritik sıcaklık ve meteorolojik alarm dönemlerinde çalışmaktan kaçınma hakkını bürokratik şartlara bağlı olmadan kullanabilmeli.
  • Platformlar, aşırı sıcaklarda ve şiddetli yağışlarda tahmini teslimat süresi göstergelerini kapatmalı, süreye bağlı performans puanlamalarını ve prim kesintilerini askıya almalı.
  • Şirketler kuryelere ücretsiz koruyucu ekipman sağlamalı ve aşırı sıcaklarda zorunlu serinleme molaları tanımlamalı.
  • Yerel yönetimler ve platform şirketleri, ortak finansmanla kuryelerin ücretsiz yararlanabileceği güvenli dinlenme alanları kurmalı.
  • *Kaan, Ogün ve Hakan, kimliklerini korumak amacıyla isimleri değiştirilmiş kuryelerdir.                                                                    Bu haber, Heinrich Böll Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği’nin (HBSD) finansal desteği ile üretilmiştir. Haberlerin içeriğinden yalnızca IPS İletişim Vakfı/bianet sorumlu olup HBSD’nin görüşlerini yansıtmamaktadır.
  • Kaynak: Bianet
Paylaş

Bir haberiniz mi var? Yaşadığınızı ya da tanık olduğunuzu bize iletin.

Bize yazın

Yorumlar

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.

Yorumunuz editör onayından sonra yayınlanır. Bağlantı ve kod içeren yorumlar kabul edilmez. E-posta adresiniz yayınlanmaz.

Diğer haberler

Tümünü gör