New York’ta “Kurye Zaferi”: Algoritma Sömürüsüne Karşı Birleşik Mücadele Kazandı
New York City sokaklarında yıllardır yankılanan “Deliverista” sesleri, 26 Ocak 2026 itibarıyla hukuk karşısında en büyük zaferini tescilledi.
“Kendi namına çalışma” (esnaf kuryelik) adı altında dayatılan güvencesizliğe karşı, New York Belediyesi ve kuryelerin öz örgütlülüğü olan
Los Deliveristas Unidos (LDU), dev teknoloji şirketlerinin algoritmalarını dize getirdi.
21,44 Dolar: Bir Ücretten Daha Fazlası
Yeni düzenleme kapsamında, Instacart ve Shipt gibi market teslimat devleri de dahil olmak üzere tüm uygulamalar, kuryelere bahşiş hariç saatlik en az 21,44 dolar ödemekle yükümlü kılındı. Bu rakam, 1 Nisan 2026’da enflasyon güncellemesiyle 22,13 dolara yükselecek.
Ancak bu artış sadece bir “zam” değil; kuryelerin ekipman, yakıt ve sigorta gibi masraflarının yasal olarak tanınması anlamına geliyor. New York’un ilk müslüman ve sosyalist Belediye Başkanı Zohran Mamdani, bu adımı “kurumsal sömürünün sonu” olarak tanımlıyor.

Mamdani’nin Denetimleri Arttırdı
Göreve gelir gelmez kuryelerin yanında saf tutan Belediye Başkanı Mamdani, yasayı sadece kağıt üzerinde bırakmadı ve şirketlerin keyfi dönemine son veren kararlı bir duruş sergiledi. Kuryelerin hakkını gasp eden uygulamalara karşı derhal davalar açılırken, şirketlerin kurye gelirlerini yazılım hileleriyle düşürdüğü raporlarla belgelendi ve bu oyunlar yasaklandı. Belediyenin zorunlu kıldığı yeni düzenlemeyle, uygulamaların ödeme dökümlerini kalem kalem açıklaması sağlanarak 550 milyon dolarlık vurgun durduruldu. Özellikle ödeme ekranında yüzde 10 bahşiş önerisinin zorunlu olması sayesinde, kuryelerin emeğinin her kuruşu artık yasal güvence altına alınmış durumda.
“Los Deliveristas Unidos”: Sokaktan Gelen Hakikat
Bu zaferin asıl mimarı olan Los Deliveristas Unidos, yıllarca kışın dondurucu soğuğunda ve pandeminin en karanlık günlerinde New York’u besleyen göçmen kuryelerin sesi oldu. LDU direktörü Ligia Guallpa’nın da vurguladığı gibi: “Bize ‘kahraman’ dediler ama asgari ücretimizi vermediler. Bugün aldığımız karar, kahramanlık masallarının yerini gerçek işçi haklarının almasıdır.” ( Çarpıcı benzerlik Türkiye’de de pandemi döneminde kuryelere “kahraman” denilmişti. )

Dünya Basını Ne Diyor?
Dünya basınında geniş yankı bulan bu hamle, küresel ölçekte bir haklar manifestosu olarak değerlendirildi. The Nation gazetesi, Mamdani’nin gig ekonomisinin ücret hırsızlarıyla hesaplaştığını vurgularken, Bloomberg gelişmeyi milyar dolarlık teknoloji devlerinin hukuk bozgunu olarak tanımladı. Avrupa basınında ise İspanya’daki Rider Yasası ile kıyaslanan New York modeli, algoritma yönetimine karşı geliştirilen en sert kamusal yanıt olarak selamlandı. Uber ve DoorDash gibi devlerin, bu maliyetlerin tüketiciye yük olacağını savunarak yaptıkları itirazlar mahkemeler tarafından reddedildi ve işçi hakları öncelikli kılındı.
Bu Mücadele ve Karar Türkiye İçin Bir Umut Olabilir mi?
New York’taki bu kazanım, Türkiye’de “kendi işinin patronu” olma illüzyonuyla pazarlanan “esnaf kurye” modelinin yarattığı derin güvencesizlik karşısında bir umut olabilir. Türkiye’de kuryeler; sosyal güvenceden yoksun, tüm masrafları (bağ-kur, yakıt, bakım vb.) kendi sırtında taşıyan ve “bağımsız” denilmesine rağmen tamamen algoritmaya bağımlı bir sistemde hayatta kalmaya çalışıyor. New York kararı, bu modelin bir “özgürlük” değil, şirketlerin sorumluluktan kaçtığı bir “sömürü sistemi” olduğunu dünyaya gösterdi.
Bu başarı, kuryelerin hiçbir platformun veya sermaye grubunun lütfuna ihtiyaç duymadan, kendi dayanışma ağlarını kurarak ve seslerini duyurarak devasa yapılara geri adım attırabileceğini gösteriyor. Dayanışma ağlarının ve örgütlü mücadelenin gücüyle, New York sokaklarından yükselen bu ses, Türkiye’deki kuryelere şu mesajı veriyor: Yalnız değilsiniz ve algoritmaların yazdığı kadere mahkum değilsiniz.
Algoritma Değil, İşçi Gücü
New York modeli bize şunu gösteriyor: Şirketlerin “değiştirilemez” dediği o katı algoritmalar aslında birer tercih. Bu algoritmalar işçiyi sömürmek için programlanabilirse, örgütlü bir mücadelenin ve işçiden yana saf tutan cesur bir yerel yönetimin baskısıyla işçinin hakkını teslim etmek üzere de yeniden programlanabilir. New York’ta kuryeler kazandı, çünkü algoritmaların karşısına hem sokakta hem masada olmayı başardılar.





