Murat Can Pekeroğlu Kimdi?
Yazan: Ayşe İrem

Murat Can, 25 yaşında, evin tek çocuğu ama tanıyan herkesin ‘Güzel Çocuğuydu’. Üniversite mezunuydu. Bilişim Sistemleri ve Teknolojileri bölümünden mezun olmuştu. Alanında kendini geliştirmeyi de seviyordu. Yurtdışından online olarak eğitimler de almıştı. Ancak kendi alanında iş bulamadığı için kurye olarak çalışmaya başladı. Yaklaşık 2 senedir de kurye olarak çalışıyordu.
Murat Can, yüzünden gülümsemesi hiç eksik olmayan, hayvanları çok seven, sorumluluk sahibi, herkesin sevgisini kazanmış güzel kalpli biriydi. Ailesine yük olmamak, kendi ayakları üzerinde durmak için çalışan, emek veren bir gençti. Henüz 25 yaşındaydı; gerçekleştirmek istediği hayalleri, kurmak istediği bir geleceği vardı.
Murat Can yalnızca bizim ailemizin değil, tanıyan herkesin hayatına dokunan biriydi. Onu gülüşüyle, iyiliğiyle, hayvanlara olan sevgisiyle ve hayata bağlılığıyla hatırlıyoruz.
23 KASIM 2025 TARİHİNDE NE OLDU?
O gün Denizli’de hava yağmurluydu. Her yer kasvetliydi sanki… Şimdi geriye dönüp baktığımızda, gün boyunca kalbimize bir ateş düşmüş gibi hissediyoruz. Bunu sonradan, birbirimizle konuşurken fark ettik.
Murat Can’la son konuşmada dağıtması gereken yalnızca 9 paketinin kaldığını söylemiş, ama o 9 paket hiç dağıtılmadı. Çünkü Murat Can evine bir daha dönemedi…
Kaza, (kaza dediğime bakmayın! Birilerinin tercihleri, ihlalleri, ihmalleri doğrultusunda birileri hayatını kaybediyorsa bu düpedüz cinayettir. Kaza deyip basite indirgeyemeyiz.) 23 Kasım 2025’te Denizli’nin Siteler Mahallesi, Tokat Caddesi’nde yaşanan olayda Murat Can, kendi şeridinde ilerlerken karşı yönden gelen ve ani sola dönüş yapan bir aracın çarpmasıyla 12,5 metre sürüklendi. Çarpmanın ve sürüklenmenin ardından kaskı başından çıktı. Yerdeki mazgal demirlerinin de kafatasında yaralanmalara neden oldu.
Ama biliyor musunuz, içimizi en çok acıtan şeylerden biri ne?
Murat Can’a çarpan kişinin acil serviste görev yapan bir doktor olması. Yardıma ihtiyacı olan, kanlar içinde yerde yatan Murat Can’ımızın başında yardım beklediği o anlarda, sürücünün ona müdahale etmek yerine telefonla konuştuğunu ve Murat Can’ı suçladığını görüyoruz. Bir doktorun, hele ki acil serviste görev yapan bir doktorun, yardıma muhtaç bir insanın karşısında ne yapması gerektiğini hepimiz biliyoruz. O an müdahale edilseydi Murat Can bugün aramızda olur muydu, bunu artık hiçbir zaman bilemeyeceğiz. Ama bu sorunun içimizde açtığı yarayla yaşamak zorunda bırakıldık biz.
Murat Can o akşam yalnızca son 9 paketini dağıtmaya çalışan bir kuryeydi. İşini bitirip evine dönmek, belki annesine sarılmak, hatta arkadaşları ile vakit geçirmek, dinlenmek ve ertesi gün yeniden hayata devam etmek istiyordu. Ama dönemedi…
HABERİ ALDIĞIM AN VE İLK GÜNLER
Saat 21.00 sularında telefonum çaldı. ‘Murat Can kaza yapmış.’ dediler. Hastaneye gittiğimde Makbuş’um (Murat Can’ımın sevgili annesi) yere çökmüş, oğlundan gelecek güzel bir haberi bekliyordu. Dayım Mustafa Pekeroğlu ise hastanenin giriş kapısının önünde duruyordu. Yanına gittim, ‘Geçmiş olsun dayı’ dedim. Bana ‘Geçecek inşallah’ dedi. O an sesinin titremesini hiç unutamıyorum.
Ama geçmedi dayım… Geçmedi Makbuş’um. Murat Can’ımızı kaybettik!
Saat 22.00 sularıydı. Bize ‘Başınız sağ olsun!’ dediler. Başımız sağ olacaktı… Murat Can’ımızın artık sağ olmadığı bir dünyada başımız nasıl sağ olacaktı? İnsan böyle bir cümleyi duyduğunda ne hisseder, ne düşünür, nasıl ayakta kalır? Bilmiyorum. Bildiğim tek şey, o an hayatımızın bir daha asla eskisi gibi olmayacağıydı.
Hastanenin kapısında bekleyen birçok kurye vardı. O yağmurlu, soğuk gecede hepsi hala çalışıyordu. Her biri bir siparişi yetiştirmek, evine ekmek götürmek için yollardaydı. Murat Can’dan haberleri olur olmaz hepsi işlerini bırakıp hastaneye koşmuştu. Ben o kuryeleri tanımıyordum. Belki onlar da Murat Can’ı hiç tanımamıştı. Ama aynı yolu biliyorlardı. Aynı riski biliyorlardı. Aynı yağmuru, aynı soğuğu, aynı trafiği biliyorlardı. Her gün evlerine sağ salim dönebilmek için verdikleri mücadeleyi biliyorlardı. Belki de bu yüzden Murat Can’ın hikayesini kendi hikayelerine yakın hissettiler.
O gece aramızda bir tanışıklık olması gerekmiyordu. Çünkü bazen aynı yolda çalışmak, aynı tehlikeleri göze almak ve aynı ekmek mücadelesini vermek, hiç tanımadığın birinin acısını yüreğinde hissetmeye yetiyordu. O gece hastaneye gelen kuryeler, belki hiç tanımadıkları bir meslektaşları için oradaydı. O gece yalnızca bir aile evladını kaybetmedi. Aynı yolda emek veren insanlar da içlerinden birinin eve dönemediğine tanıklık etti.
O gece dayım karakola gitti ve şikayetçi oldu. Biz daha ne yaşadığımızı anlayamadan, hayatımızın en ağır gecesinde bir de adalet mücadelesinin içine düştük.
Ertesi sabah, saat 10.00’da Murat Can otopsiye girdi. Biz evladımızın, canımızın ardından yas tutarken; olayın faili ise o saatlerde serbest bırakılmıştı! Şaka gibi ama gerçek bu! 12 saat içinde can alan birini serbest bıraktılar…
Bizim canımızdan can gitmişti. Ama Murat Can’ın hayatını kaybetmesinin ardından verilen bu karar karşısında, acımızı bir kenara bırakıp adalet aramak zorunda kaldık. Bir insanın hayatı bu kadar mı değersizdi?
MAHKEME SÜRECİ
İlk duruşma – 14 Nisan 2026
Murat Can’ın doğum gününde ilk mahkeme görüldü. Doğum gününü kutlamamız gereken çocuğun adaletini aradık biz o adliye koridorlarında. Mahkeme tutuklama talebimizi kabul etmedi; olay yerinde keşif yapılmasına ve yeni bir bilirkişi raporu hazırlanmasına karar verildi.
İkinci duruşma – 23 Eylül 2026
İkinci duruşmada ise yeni bilirkişi değerlendirmesiyle karşı karşıya kaldık. İlk raporda sürücünün tamamen kusurlu olduğu belirtilirken, yeni raporda sürücüye 8/9, Murat Can’a ise hız iddiası üzerinden 1/9 kusur verildi. Bu değerlendirmeye itirazlarımızı dile getirdik. Sanık tarafının kask, hız ve sinyal konusundaki savunmaları da gündeme geldi. Sanık tarafı ayrıca utanmadan motora ailenin müdahale ettiğini iddia etti, utanmadı! Tutuklama talebimiz yine kabul edilmedi ve yargılamanın tutuksuz sürmesine karar verildi.
DOSYADA GİDERİLMEYEN SORU İŞARETLERİ
- Alkolmetre fişi nerede?
Sanık, olay sonrasında alkolmetreye üflediğini beyan ediyor. Ancak dosyada bu işleme ait alkolmetre fişi bulunmuyor. Alkol ölçümü gerçekten yapıldı mı? Yapıldıysa ölçüm sonucu ve buna ilişkin kayıtlar neden dosyada yer almıyor?
- Genel Muayene Formu’ndaki diploma numarası farklılığı neden açıklanmıyor?
Sanık hakkında Denizli Devlet Hastanesi Adli Tıp Birimi’nden alınan Genel Muayene Formu’nda, muayeneyi yapan doktorun diploma numarası ile imza ve kaşe bölümündeki doktorun diploma numarasının farklı olduğu görülüyor. Bu farklılığın nedeni nedir? Formu kim düzenlemiş, kim onaylamıştır?
- Alkol tespiti hangi test sonucuna dayanıyor?
Genel Muayene Formu’na el yazısıyla “Darp ve cebir izine rastlanmamıştır. Alkol tespit edilememiştir.” notu düşülmüş. Alkol bulunmadığı sonucuna hangi testle ulaşılmıştır? Kan testi veya başka bir ölçüm yapıldıysa sonuçları neden dosyada bulunmamaktadır? Herhangi bir test yapılmadıysa bu ifade hangi bulguya dayanmaktadır?
- Murat Can’ın kaskı neden olay yerinde delil olarak kayıt altına alınmadı?
Olay sonrasında çevrede bulunan kişilerin Murat Can’ın kaskını ve kurye çantasını bir büfeye teslim ettiği belirtiliyor. Hayati önem taşıyan bu eşyalar neden olay yerinde polis tarafından maddi delil olarak tutanağa geçirilmedi? Kaskın hasar durumu ve üzerindeki izler, olayın aydınlatılması açısından neden ilk andan itibaren kayıt altına alınmadı?
- Hız tespiti neden yapılmadı?
Sanık, hızının saatte 20 kilometrenin altında olduğunu beyan ederken görgü tanıklarının sanığın hızlı seyrettiğine ilişkin anlatımları bulunmaktadır. Buna rağmen son bilirkişi raporunda Murat Can’a hız nedeniyle kusur atfedilmiştir.
Murat Can’ın güzergâhında MOBESE kameraları, sanığın güzergâhında ise EDS bulunduğu belirtilirken araçların hızlarının tespiti için gerekli incelemeler yapılmış mıdır? Yapıldıysa sonuçları nelerdir? Yapılmadıysa hız tespiti yapılmadan Murat Can’a hız nedeniyle nasıl kusur verilmiştir?
- Olay yerine yakın kasis neden bilirkişi değerlendirmesinde dikkate alınmadı?
Son bilirkişi raporunda Murat Can’a hız nedeniyle kusur atfedilirken, kendi güzergâhında ve olay yerine 50 metreden daha yakın mesafede bulunan kasisin değerlendirmeye alınıp alınmadığı konusunda soru işaretlerimiz var. Bu kasis, motosikletin seyri ve hız değerlendirmesi açısından incelendi mi? İncelendiyse etkisi raporda neden açıkça ortaya konulmadı?
- Motosikletin hasarına ilişkin olay günü fotoğrafları neden yeterince değerlendirilmedi?
Sanık müdafileri, motosiklete ailenin zarar verdiğini ileri sürüyor. Ancak olay günü çekilmiş fotoğraflarda motosikletin hasar durumu görülebiliyor. Mahkemece bu fotoğraflar ve diğer maddi deliller birlikte değerlendirilerek hasarın ne zaman ve nasıl meydana geldiği araştırıldı mı? Fotoğraflar, savunmanın bu iddiasını değerlendirmek açısından neden yeterince ele alınmadı?
- Önemli tanık Melek Aydın neden duruşmaya günler kala tanıklıktan vazgeçti?
Murat Can’ın sürüklendiği anları gördüğü ve son ana kadar elini tuttuğu belirtilen Melek Aydın, olayın aydınlatılması açısından önemli bir tanıktır. Daha önce ifade verdiği belirtilen tanığın duruşmaya günler kala tanıklık yapamayacağını bildirmesinin nedeni nedir? Polis tarafından alınan ifadesi dava dosyasına neden girmemiştir?
- Sanığın müdahale ettiği yönündeki beyanı ile tanık anlatımları arasındaki çelişki neden giderilmedi?
Sanık, doktor olduğunu ve olay sonrasında müdahalede bulunduğunu ifade ederken tanık anlatımlarında müdahale etmediğine ilişkin beyanlar bulunduğu belirtiliyor. Bu çelişki nasıl araştırılmıştır? Olay görüntüleri ve tanık ifadeleri birlikte değerlendirilmiş midir? Hayati önem taşıyan bu husus iddianamede neden açıkça ele alınmamıştır?
- Sanığın olduğu iddia edilen tarikat bağlantısının soruşturma ve yargılama sürecine herhangi bir etkisi olmuş mudur?
Sanığın tarikat bağlantısı bulunduğuna ilişkin iddialar kamuoyunda soru işaretlerine neden olmaktadır. Bu iddiaların somut bir dayanağı var mıdır? Varsa, soruşturma ve yargılama sürecinde herhangi bir ayrıcalık, koruma veya farklı bir muamele söz konusu olmuş mudur?
BİR KURYE AİLESİ OLARAK BİLMEDİKLERİMİZ…
Biz bir kurye ailesiydik. Ama Murat Can’ı kaybedene kadar kuryelerin nasıl şartlarda çalıştığını, ne zorluklar yaşadığını, haklarının ne kadar görmezden gelindiğini bilmiyorduk.
Murat Can’ın yalnızca bir mesleği olduğunu düşünüyorduk. Meğer o mesleğin ardında bizim hiç bilmediğimiz bir mücadele varmış. Sosyal güvencelerden çalışma koşullarına, iş güvenliğinden hak arayışına kadar ne çok sorunla karşı karşıyaymışsınız…
Yağmurda, soğukta, gecenin karanlığında; trafikte canınızı riske atarak bir siparişi yetiştirmeye çalışıyormuşsunuz. Birileri sıcak evinde siparişini beklerken, o siparişi getiren insanın hangi tehlikelerle karşı karşıya kaldığını çoğu zaman kimse düşünmüyormuş.
Biz bunları Murat Can’dan sonra öğrendik. Bir evladımızı kaybettikten sonra, binlerce insanın her gün neler yaşadığını anlamaya başladık. Sizin mücadelenizi, sesinizi neden duyurmaya çalıştığınızı, neden haklarınız için mücadele ettiğinizi şimdi daha iyi anlıyoruz.
Keşke bunları öğrenmek için Murat Can’ı kaybetmemiz gerekmeseydi. Keşke sizin yaşadığınız zorlukları anlamak için böylesine ağır bir bedel ödemeseydik. Bir kurye ailesi olarak, artık sizi duyuyoruz.
ÇAĞRIMIZDIR | 27 EKİM 2026
Murat Can Pekeroğlu için adalet arayışımız sürüyor.
Yaşananlara hala yalnızca ‘KAZA’ denmesine itirazımız var. Bir insanın hayatına son veren ihlaller ve ihmaller varsa, bunlar ‘KAZA’ kelimesinin arkasına saklanarak geçiştirilemez.
Murat Can 175 cm boyunda, 53 kg ağırlığındaydı. Yaklaşık 2 ton ağırlığındaki bir arabanın altında 12,5 metre sürüklenerek kaybetti hayatını. Buna ‘KAZA’ diyerek bu vahşeti basite indirgeyemeyiz.
Yaklaşık 11 aydır adalet mücadelesi veriyoruz. 27 Ekim’de saat 10.40’ta Denizli 9. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek duruşmamızda tüm kuryeleri, emekçileri, adalet savunucularını ve vicdan sahibi herkesi yanımızda olmaya davet ediyoruz.
Murat Can için adalet, taksirle değil, olası kast kapsamında değerlendirilerek sağlanmalı! Olayın tüm yönleri aydınlatılmalı, hiçbir soru cevapsız bırakılmamalı.
Adalet çığlığımıza siz de ses olun.
📍 Denizli 9. Asliye Ceza Mahkemesi
📅 27 Ekim 2026
🕥 Saat 10.40
Cezasızlık algısını yıkmak, adaletin sesini yükseltmek ve başka ailelerin aynı acıyı yaşamaması için hepinizi duruşmamızda yanımızda olmaya davet ediyoruz.
Bir haberiniz mi var? Yaşadığınızı ya da tanık olduğunuzu bize iletin.
Bize yazınYorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.