Can mı, Ekmek mi? Kuryeler Bu Seçime Zorlanmamalı

14 Ekim’de İstanbul’da 1942’den bu yana en yüksek yağış ölçüldü. Saatler içinde caddeler göle döndü, alt geçitleri su bastı, araçlar sürüklendi. O gün kentin bütün yükünü taşıyanlardan biri yine kuryelerdi. Valiliğin motosiklet yasağı saat 21.00’de başladı. O saate kadar binlerce kurye, tekerleğine kadar suya gömülmüş yollarda sipariş taşıdı. Kaza ihbarları arka arkaya geldi, sel sularında kalan motosikletler kullanılamaz hale geldi. Yasak başladığında ise bu kez başka bir kayıp başladı: gelir kaybı.
Bu tablo bir kez yaşanıp unutulacak bir olay değil. İklim krizi derinleştikçe aşırı yağışlar, fırtınalar ve sıcak dalgaları sıklaşıyor. Betonlaşmış kentlerde altyapı bu yükü taşıyamıyor. Bu da bir soruyu her seferinde yeniden önümüze koyuyor: Tehlike anında kuryenin hayatını kim koruyacak, kaybını kim karşılayacak?
Yasa ne diyor?
Çalışmaktan kaçınma hakkı
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 13. maddesi açık bir hak tanıyor. Ciddi ve yakın bir tehlikeyle karşılaşan çalışan, işverene ya da iş sağlığı ve güvenliği kuruluna başvurarak durumun tespitini ve önlem alınmasını isteyebilir. Talebi haklı bulunursa, gerekli önlemler alınana kadar çalışmaktan kaçınabilir. Bu süre boyunca ücreti ve diğer hakları saklıdır. Tehlike ciddi, yakın ve önlenemez nitelikteyse çalışan hiç başvuru yapmadan da çalışmayı bırakıp güvenli bir yere geçebilir ve bu nedenle hakları kısıtlanamaz.
Göle dönmüş bir yolda, görüş mesafesinin sıfıra indiği bir sağanakta iki tekerlekli bir araçla sipariş taşımak bu tanımın tam karşılığıdır. Kurye için tehlike soyut değildir. Kayma, su birikintisindeki çukur, sürüklenme, elektrik kaçağı ve görünmeyen kapaklar somut tehlikelerdir.
Zorlayıcı sebepler dolayısıyla çalışamayan veya çalıştırılmayan işçinin ücreti
4857 sayılı İş Kanunu da benzer bir güvence öngörür. Zorlayıcı sebeplerle iş durduğunda işçiye bir haftaya kadar her gün için yarım ücret ödenir. Yani hukuk, işçinin kendi iradesi dışındaki doğal ve olağanüstü koşulların bedelini tek başına ödememesi gerektiğini zaten kabul etmiştir.
“Esnaf kurye” kılıfı
Sorun şu ki, platform kuryelerinin büyük bölümü bu hakların dışında bırakılıyor. Çoğu kurye vergi muafiyetli “esnaf” olarak kayıt altına alınıyor ve paket başına ücret alıyor. Kâğıt üzerinde kendi işinin patronu olan bu kişiler, fiiliyatta bir işçinin bütün bağımlılık koşulları altında çalışıyor. Hangi bölgede çalışacaklarını, hangi saatlerde hazır olacaklarını, paket başına ne kazanacaklarını platform belirliyor. Performansları algoritmayla ölçülüyor, siparişi reddettiklerinde puanları düşüyor, hesapları tek taraflı olarak kapatılabiliyor.
İş hukukunda bir ilişkinin niteliğini sözleşmenin adı değil, fiili durum belirler. Talimat alan, denetlenen, ücretinin ve çalışma koşullarının karşı tarafça belirlendiği kişi işçidir. Dolayısıyla çalışmaktan kaçınma hakkı, kâğıt üstünde “esnaf” görünen kuryeler için de geçerli olmalıdır. Avrupa Birliği’nin 2024’te kabul ettiği Platform Çalışması Direktifi de bu gerçeği tanıyarak platform çalışanları lehine istihdam ilişkisi karinesi getirdi. Bu yön, dünyada giderek ortak bir anlayışa dönüşüyor.
Canı ile cebi arasında sıkışmak
Paket başı ücret sisteminde yağmur, kurye için iki kötü seçenek anlamına geliyor. Çalışmaya devam ederse hayatını riske atıyor. Çalışmayı bırakırsa o günün gelirini kaybediyor. Yasak geldiğinde ise seçim hakkı bile ortadan kalkıyor ve gün tamamen gelirsiz geçiyor. Bu sırada hasar gören motosikletin tamir masrafı, kaza durumunda tedavi giderleri ve kayıp günler yine kuryenin sırtına biniyor.
Bir hakkın varlığı, onu kullanmanın bedeli ödenemez hale geldiğinde anlamını yitirir. Ücretin saklı kalmadığı bir “çalışmaktan kaçınma hakkı”, aslında aç kalma hakkından başka bir şey değildir.
Ne yapılmalı?
Ücretli hava izni: Meteorolojinin turuncu ya da kırmızı uyarı verdiği ya da valiliğin motosiklet yasağı ilan ettiği günlerde platformlar, kuryelere son haftaların ortalama günlük kazancı üzerinden ücretli izin ya da gelir desteği ödemeli.
Cezasız çalışmaktan kaçınma: Olağanüstü hava koşullarında siparişi reddeden ya da çevrimdışı olan kuryenin puanı düşürülmemeli, bölge ya da vardiya önceliği kaybettirilmemeli, hesabı askıya alınmamalı.
Yasaktan önce önlem: Platformlar resmi yasağı beklemeden, uyarı aşamasında sipariş kabulünü motosikletli kuryeler için durdurmalı. 21.00’de başlayan bir yasak, öğleden beri suyun içinde çalışan kuryeyi korumaz.
Hasar ve kaza güvencesi: Görev sırasında sel ve fırtına nedeniyle zarar gören motosikletler ve yaralanan kuryeler için platformların finanse ettiği bir sigorta ya da dayanışma fonu kurulmalı.
Yasal düzenleme: Platform kuryelerinin işçi statüsü yasayla netleştirilmeli, İSG mevzuatındaki çalışmaktan kaçınma hakkı ve ücret güvencesi onları açıkça kapsamalı.
Son söz
İklim krizinin faturası eşit dağılmıyor. Kentin en kırılgan çalışanları, en büyük riski en düşük güvenceyle taşıyor. Bizim kapımıza sıcak yemeği getiren kurye, o kapıya ulaşmak için hayatını tehlikeye atmak zorunda bırakılmamalı.
Kuryeler canı ile cebindeki para arasında seçim yapmaya zorlanmamalı. Yağmurda çalışmamak bir ayrıcalık değil, yasayla tanınmış bir hak. Bu hakkın gerçek olması için ücretin de korunması gerekiyor.
Bir haberiniz mi var? Yaşadığınızı ya da tanık olduğunuzu bize iletin.
Bize yazınYorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.