KURYE AİLELERİ ADALET ARIYOR – I

31

“Bu bir trafik kazası değil, basitleştirilemez”

Yasını adalete ertelemiş durumda Bahar Karabulut. Kardeşi kurye Batuhan Karabulut alkollü bir kişinin kullandığı aracın motoruna çarpmasıyla hayattan koptu. “Adalet yerini bulduğunda yasımı tutacak zamanım olacak” diyor. Ancak 16 Eylül’de görülecek duruşma öncesinde fail Uğur S. firari durumda.

Kurye Hakları Derneği raporlarına göre son beş yılda en az 265 moto kurye çalışırken hayatını kaybetti. Sadece 2026’nın ilk altı ayında bu sayı en az 22’ye ulaştı. Ölümlerin ardından açılan davalarda sıkça karşılaşılan “bilinçli taksir” kapsamındaki cezalar ise kamuoyunda giderek güçlenen bir cezasızlık algısı yaratıyor.

Batuhan Karabulut, 17 Mart Salı günü saat 18.10 sıralarında TEM Otoyolu Eyüpsultan-5. Levent mevkiinde, aynı istikamette seyreden başka araçlara çarptıktan sonra kullandığı motosiklete arkadan çarpan bir otomobil sonucu hayatını kaybetti. Sürücü Uğur S. 1.43 promil alkollüydü.

Murat Can Pekeroğlu ise 23 Kasım 2025 akşamı, bir sipariş teslimatına giderken, Denizli Siteler Mahallesi Tokat Caddesi’nde, kendi şeridinde ilerlerken karşı şeritten gelip ani dönüş yapan bir sürücünün aracı tarafından 12,5 metre sürüklenerek hayatını kaybetti.

Aileleri şimdi adalet arıyor. Batuhan’ın davası 16 Eylül’de, Murat Can’ın davası ise 22 Eylül’de görülecek. İki duruşma öncesinde, Batuhan Karabulut’un ablası Bahar Tekir ve Murat Can Pekeroğlu kuzeni Ayşe İrem ile konuştuk.

“Kurye Aileleri Adalet Arıyor” başlıklı bir seri ile karşınızda olacak röportajları iki gün, peş peşe okuyabilirsiniz. Önce Batuhan Karabulut’un ablası Bahar Tekir:

“Hak yemeyen, kimsenin hakkına girmeyen birisiydi”

Bize Batuhan’ı anlatır mısın? Nasıl biriydi, ne severdi, onu düşününce aklına ilk ne geliyor?

Batuhan’ı düşününce aklıma ilk gelen şey, benden sürekli yapmamı istediği ezogelin çorbası ve o bitmek bilmeyen yaşam enerjisidir. Neşeli, hayat dolu, çocukla çocuk olabilen bir kalbi vardı. Küçük kızım Melek’le saatlerce bir çocuk gibi oynardı. Kocaman ailemizin adeta “Recep İvedik”iydi; herkesi kırıp geçirir, tek bir cümlesiyle hepimizi güldürürdü. Şen kahkahası hâlâ kulaklarımda.

Ailesi/çevresi için ne ifade ediyordu evde, işte, arkadaşları arasında nasıl biri olarak hatırlanıyor?

Batuhan bizim ailemiz için her şeydi. Çevrede herkesin parmakla gösterdiği, efendiliği, saygısı ve yardımseverliğiyle tanınan biriydi. Öyle ki kaybını duyduğunda komşuları bile arkasından gözyaşı döktü. Küçük kardeşleri Mina ve Utku için o sadece bir ağabey değildi; adeta bir baba olmuştu onlara. 10 yaşındaki kız kardeşinin canı bir şey çekmesin, ne istediğini asla unutmaz, gider hemen alırdı.

İş hayatında da kurye arkadaşları ve patronları tarafından çok sevilirdi. Dürüst, namuslu, hakkı hukuku bilen biriydi. Kazancını kuruşu kuruşuna şirkete teslim ederdi. İş vereninin bana söylediği şu sözü hiç unutmuyorum: “Biz Batuhan’a o kadar güvenirdik ki o bizden değil, biz ödemeleri Batuhan’dan alırdık.” Hak yemeyen, kimsenin hakkına girmeyen bir evlattı.

Kaybın ardından hayatın nasıl değişti?

Kardeşimin kaybından sonra hayatım tamamen altüst oldu. İlk 3 ay boyunca ne uyuyabildim ne yemek yiyebildim; ilaçlarla ayakta duruyordum. Bu süreçte tam 10 kilo verdim ve hipertansiyon hastası oldum. Yaşama sevincim tamamen bitmişti, her şeyden vazgeçmiştim. Evden çıkamıyor, her günümü kardeşimin mezarı başında ağlayarak geçiriyordum. Ta ki o adaletsiz kararla yüzleşene kadar.

Bahar Tekir’in geçen hafta Kurye Haber youtube kanalına verdiği ropörtaj

“Fail hakkında tutuklama kararı çıktı ama firari durumda”

Dava şu an hangi aşamada, süreç senin için nasıl ilerliyor?

Dava şu an Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülüyor ve 16 Eylül’de ilk duruşmamız yapılacak. Tutukluluğun gözden geçirilmesi sürecinde, sanık tarafı yalan beyanlarla ve bilirkişiden aldığı cesaretle Batuhan’ın başında kaskı olmadığını iddia etti. Bu yalanla sanık serbest bırakıldı. İşte o kararı gördüğüm gün benim için her şey değişti. Kendime geldim, silkelendim ve adaletsizliğe karşı hukuk mücadelem o gün başladı.

İlk günden beri hazır olan tanıklarımızla, kaza anı görüntüleriyle kaskın belirgin bir şekilde Batuhan’la birlikte arabanın altında kaldığını ve değerli eşya makbuzundaki kaskın ona ait olduğunu ispatlayarak savunmalarını çürüttük. Sanık hakkında tekrar tutuklama kararı çıkarıldı ancak kendisi 1.5 aydır kaçak, firari durumda.

“Delil toplamak için acımı unutup olay yerine gittim”

Bu süreçte en çok zorlandığın, en çok yıprandığın nokta ne oldu?

En çok yıprandığım an, delilleri toplamak için kendi acımı unutup olay yerine gitmek zorunda kaldığım anlardı. Haberlerine dahi bakamadığım, canım kardeşimin kanlar içindeki o paramparça halini, sırf “kaskı yoktu” yalanını çürütmek uğruna tek tek incelemek zorunda kaldım. Farklı ilçelerden olay yerine giden 3 ayrı itfaiye ekibini tek başıma gezip o raporların, delillerin peşine düştüm. O anlarda fenalaştım, kalbim ağzımdan çıkacak gibi oldu, az kalsın kalp krizi geçiriyordum. Bir abla için kardeşinin paramparça halini delil toplamak için incelemek zorunda kalmaktan daha büyük bir acı, daha büyük bir yıpranma olamaz.

16 Eylül’de görülecek duruşma öncesinde kamuoyuna, duruşmaya destek olmak isteyenlere iletmek istediğin bir çağrı var mı?

Ben bu yola kardeşimin hakkını aramak için tek başıma çıktım. Ama tek başına yürünmüyor, birlikten kuvvet doğuyor. Bir insan canının basitleştirilmesine izin vermeyeceğim. Bu algıyı çürütmek için herkesi sesime ses katmaya çağırıyorum. Yanımda olun, bana güç verin. Bu bir trafik kazası değil, bu basitleştirilemez!

Bir yandan yas tutarken bir yandan adalet aramak nasıl bir duygu? Bu ikisini bir arada taşımak seni nasıl etkiliyor?

Şu an yasımı yaşamaya ne vaktim var ne de zamanım. Adalet sağlanana kadar da buna zaman ayırmayacağım. Ben acılarımı kalbimin en derin yerine gömdüm. Daha birkaç gün önce, 11 Eylül’de Batuhan’ın doğum günüydü. Mezarına gidip ona şu sözü verdim: “Senin, senin gibi haksız yere can verenlerin, kurye kardeşlerinin adaleti için durmayacağım.” Her güne bu mücadele azmiyle, bu davanın “Bilinçli Taksir”den “Olası Kast”a taşınması inancıyla, bir abla olarak büyük bir heyecanla uyanıyorum. Adalet yerini bulduğunda yasımı tutacak zamanım olacak.

Bu mücadele sürecinde kurye olarak çalışan insanların günlük hayatta neler yaşadığına dair fark ettiğin, öğrendiğin şeyler oldu mu?

Ben ilk baştan beri kuryelerin işinin ne kadar zor olduğunu biliyor ve görüyordum. Onların kaportası kendi bedenleri; resmen kelle koltukta çalışıyorlar. Trafikte maalesef hiçe sayılıyorlar, adeta bir kedi yavrusundan farksız görülüyorlar. İşleri o kadar tehlikeli ki sürücüler onları fark etmek istemiyor. Ben her zaman kardeşime de söylerdim; tıpkı bisiklet yolları gibi, motor kullananlar ve özellikle canını yollara seren çalışan kuryeler için özel yollar, şeritler yapılmalı. Trafikteki herkese “Aynalara bakın!” diye haykırıyoruz. Bu konuda zaten hassastım, şimdi canımdan bir parça gidince bu hassasiyetim bir çığlığa dönüştü.

“Bu bilinçli taksir değil olası kast”

Kamuoyuna seslenirken sadece Batuhan için değil, benzer bir kaybı yaşamış ya da yaşayabilecek bütün kurye aileleri için de bir şey söylemek ister misin?

Kurye ailelerini birliğe ve ortak mücadeleye davet ediyorum. Bu acı kayıpları yaşamış olanlar lütfen susmasın. “Benim başıma gelmez” demeyin; Allah kimseye yaşatmasın ama bu ihmallerin önüne geçilebilir. Bu acıyı yaşamadan önce sesimizi duyurmalıyız. Çünkü bu acı sadece bir ölüm değil; siz yaşarken acıdan öte, onlarla birlikte ölüyorsunuz.

Yetkililere iletmek istediğin bir talebin var mı?

Yetkililerden feryadımızı duymalarını ve yasalarda köklü bir değişikliğe gitmelerini istiyorum. Sıradan bir trafik kazası ile bir “trafik cinayeti” hukuken birbirinden ayırt edilmeli, ağır yaptırımlar getirilmelidir. Alkollü, ehliyetsiz, kontrolsüzce yaya geçidinde durmayan, süratli araç kullanarak can alanların cezası “bilinçli taksir” üzerinden verilemez. “olası kast” yasasının derhal gündeme gelmesini ve bu ceza yönetmeliğinin değişmesini bütün mağdur aileler olarak talep ediyoruz.

Benzer bir kaybı yaşayan başka ailelere söylemek istediğin bir şey var mı?

Bu süreçte benimle aynı acıyı paylaşan birçok aile tanıdım. Onlara tek söyleyeceğim şey: Lütfen kabuğumuza çekilmeyelim, birlik olalım. Biz bir olunca, yan yana durunca güçlüyüz. Sesimizi ancak ortak bir çığlığa dönüştürürsek bu düzeni değiştirebiliriz.

Batuhan’ın anısının yaşatılması senin için ne anlama geliyor, nasıl yaşatılmasını isterdin?

Batuhan’ın anısının yaşatılması benim ve ailem için dünyalara bedel, çok anlamlı. Batuhan unutulacak biri değildi; 27 yaşında, omuzlarındaki sorumluluğu yaşından büyük, pırıl pırıl bir gencecik candı. Kardeşlerine, annesine bakan o güzel yürekli kurye Batuhan’ın adı, kuryelerin hak arama mücadelesinde, adalet arayanların bayrağında yaşasın istiyorum. Seni asla unutmayacağız güzel kardeşim.

Mesut Çeki

Kaynak: Bianet